Android Almadan Önce Mutlaka Okumalısınız

Birçok arkadaşın telefon almadan belki de tereddüt ettiği en önemli şeylerden biri de acaba iPhone mu alayım yoksa Android mi alayım olmuştur. Bir tarafta pahalı olmasına rağmen albenisi olan iPhone diğer tarafta türlü türlü özelliklerin bulunduğu, mükemmel donanımlarla zenginleştirilmiş Android. Ben de bu yazımda sizlere bu iki platform arasındaki farkları ve hangi platformu alırsanız ne olur hangisini almazsanız ne olur dilim döndüğünce bahsetmeye çalışacağım.

iOS sadece Apple’ın ürettiği iPhone telefonlarda kullanılırken Android ise birçok markanın kullandığı bir mobil işletim sistemidir. Bu yüzden yazımda iOS ve Android demek yerine iPhone ve Android diyeceğim.

Öncelikle şunu söyleyim ki uzun yıllardır Android kullanıcısıyım ve şuan da LG G2 kullanmaktayım. iPhone’u ise kısa bir süre kullandım. O yüzden tamamen tarafsız bir yazı olacağını temin ederim.

Elimizde 2000 lira olsun. Bu 2000 lira ile rahatlıkla bir iPhone 5S alabiliriz veya piyasaya yeni çıkan LG G3 alabiliriz. Peki hangisini tercih edeceğiz? Halk arasında bu gibi seçimler yapmadan önce insanlar nasıl yönlendiriliyor önce bunun hakkında konuşalım biraz.

Android ile yaptığınız şeyin bir çoğunu iPhone`da yapamazsınız.

Bu düşünceyi başta kafanızdan bir atın arkadaşlar. Dediğim gibi LG G2 kullanıcısıyım. Adamlar telefona kumanda bile koymuşlar. İstemediğiniz özellikler var. Ama gelin görün ki kullanmıyorsunuz. Şimdiye kadar bir defa olsun NFC kullanmış değilim. Telefonda kumanda özelliği var ama sadece telefonu ilk aldığımda yaptığım birkaç şakadan sonra bu özelliği de kullanmadım. Smart Share, Miracast gibi zımbırtılarla da uğraşmam. Tutup da kalp atışımı telefona ölçtürmem. Veya günlük kaç kalori yaktığımı, kaç adım attığımı da hiç merak etmedim. Suyun altında fotoğraf çekmek gibi de bir adetim yok. Bana göre bunlar kuru kalabalık. Zaten bu tarz özellikleri koyuyorlar ki Android’i çekici gözüksün. Yoksa onlarda biliyor bence Android’in sıkıntısını.

Bu özellikleri kullanmak isteyenler yok mu? Elbette ki vardır. Ama kullanmak isteyenler bir elin parmaklarını geçmez. Kullananlar da çok nadir kullanırlar zaten.

Android linux tabanlı olduğu için root yaptığın zaman az da bilgin varsa her şey sana kalmış.

O iş öyle olmuyor işte arkadaşım. En başta root yaptığın için telefonun garanti dışı kalıyor zaten. Bunu bir kavrayalım. İkincisi biraz bilgi ile her şey kullanıcıya kalmıyor malesef. Biraz bilgi ile root atıp hazır tweak yükleyebilirsiniz. Daha da ötesine gidemezsiniz. Tabiri caizse telefonu öttürmek için fazlasıyla bilginizin olması gerekli. En basitinden herhangibir gereksiniminiz için uygulama yazmak isteseniz algoritmik bilginizin olması gerek, Java bilmeniz gerek, sdkyı iyi kullanmanız gerek. Yani bu varsayımımızda böylece yanmış oluyor.

iPhone vs Android

Halk arasında çokça karşılaşılan varsayımları konuştuğumuza göre diğer mevzulara gelelim. Bir Android telefon aldığınızı varsayalım. Telefonu aldığınızda içerisine yüklenmiş onlarca uygulama görmeniz kuvvetle muhtemel. (Nexus cihazlar hariç.) Yahu kardeşim ben o kadar para vermişim telefon almışım içinde neden benim yüklemediğim uygulamalar var, dur hemen kaldırayım dediğinizi duyar gibiyim. Ne yazık ki kaldıramayacaksınız. Böyle de bir saçmalık var işte. Kaldırmanız için telefonu root yapmanız gerekmekte. Bu da telefon garanti dışı kalmasına sebep oluyor malesef. Evet, iPhone kapalı kutu ama Android’teki gibi onlarca gereksiz uygulama yok.

Farkındaysanız Android tabanlı çıkan her yeni telefonda donanımsal özellikler bir telefona göre devasa boyutlarda. 3 gb ram bulunan telefonlar var. Benim kullandığım laptop bile 8 gb rame sahip. Altı üstü bir telefon neden bu denli yüksek donanımlara sahipler diye insan düşünmeden edemiyor. Hele ki Apple’ın 1 Kasım 2013 tarihinde Türkiye pazarına giren iPhone 5S’te bile hala 1 GB ram bulunuyorken. Aslında bunun nedeni çok basit. Android geliştikçe daha fazla donanıma ihtiyaç duyuyor. Daha fazla ram daha fazla gpu daha fazla frekans hızı. Halbuki iPhone böyle değil. Gayet stabil çalışan bir işletim sistemine sahip olduğu için 1 GB ram bile telefonun yağ gibi akmasını sağlıyor.

Benim gibi çok fazla uygulama kullanan biri için (yaklaşık 40 uygulama) iyi bir Android telefon başlarda sorun çıkarmasada ilerleyen zamanlarda muhakkak sorun çıkarıyor. Nedeni ise her geçen gün güncellenen uygulamaların daha fazla donanıma ihtiyaç duyması. Mesela Facebook uygulaması ilk zamanlarda 30 MB ram tüketiyorsa ilerleyen zamanlarda bu iki katına çıkabiliyor. iPhone’da bu durum nasıl bilmiyorum ama uygulamalarla telefonun birbiri ile fazlasıyla uyumlu olduğunu biliyorum. Uygulama demişken Android pazarında Google Play Store gerçekten çöp uygulamalardan geçilmiyor. Hele ki bazıları virüslü dahi oluyor. Bunun sebebini ise küçük yaştaki çocukları uygulama yazma hevesi olarak görüyorum. Birde Android uygulama konusunda üvey evlat gibi kalıyor. Uygulamalar ilk iPhone’a çıkıyor Android’e daha sonra geliyor. Twitter bile güncellemelerini ilk iPhone’a veriyor.

Tabi birde bu telefonların piyasa durumu var. Mesela ben geçtiğimiz senenin Ekim ayında 1600 liraya aldığım LG G2’yi şuan 1000 liraya satabiliyorum. Yaklaşık 10 ay gibi bir süre geçmiş. 10 ayda LG G2 %37.5 değer kaybetmiş. Geçtiğimiz senenin Kasım ayında Türkiye’de 2149 liradan satışa sunulan iPhone’un ikinci eli ise şuan 1600 lira civarlarında. 9 ay gibi bir sürede %25.5 değer kaybetmiş. Tabi bu ikinci el piyasasında bu şekilde. Sıfır almak isterseniz en ucuz LG G2’yi 1200 liraya bulurken iPhone 5S’i ise 1950 liraya bulabiliyorsunuz.

Unutmadan güncelleme desteğini de söyleyeyim. Android’in 13 Kasım 2012’de tanıtılan Nexus 4 cihazına yeni çıkacak sürümü olan Android L’yi vermeyeceği forumlarda ağızdan ağıza dolaşıyor. Ama Apple 7 Haziran 2010’da duyurduğu iPhone 4’e bile iOS 7’yi verdi. Birde 2000 lira verip Android telefon alıyorsunuz kısa bir süre içerisinde yeni modeli çıkıyor.

Yazı her ne kadar Android’i kötüleyen bir yazı olsa da durum bu arkadaşlar. Eğer yoğun bir şekilde telefon kullanıcısı değilseniz Android sizin için iş görebilir ama benim gibi telefonla çok haşır neşirseniz Android’in gün geçtikçe şiştiğini farkedeceksiniz.

Benzer Yazılar
Cevap Bırakın

Yorum ( 19 )
  1. Metin Bıyık
    15 Temmuz 2014 - 14:24
    Cevapla
  2. Hakkı Gürkan TÜÇEL
    15 Temmuz 2014 - 14:34
    Cevapla
  3. Mustafa
    15 Temmuz 2014 - 14:56
    Cevapla
  4. Fatih Ekrem BAHADIR
    15 Temmuz 2014 - 15:05
    Cevapla
  5. Hale Nur Kumcuoglu
    15 Temmuz 2014 - 15:25
    Cevapla
  6. teveek
    15 Temmuz 2014 - 16:15
    Cevapla
  7. Burak
    15 Temmuz 2014 - 16:30
    Cevapla
  8. Selman Kandeniz
    15 Temmuz 2014 - 21:37
    Cevapla
  9. Dost Biri
    15 Temmuz 2014 - 21:53
    Cevapla
  10. Ahmet Arkan
    29 Temmuz 2014 - 02:48
    Cevapla
    • Usluer Yazar
      30 Temmuz 2014 - 09:19
      Cevapla
    • birisim
      31 Temmuz 2014 - 15:10
      Cevapla
  11. cgrclk
    29 Temmuz 2014 - 12:11
    Cevapla
  12. Muhammed
    29 Temmuz 2014 - 16:13
    Cevapla
    • Usluer Yazar
      30 Temmuz 2014 - 09:01
      Cevapla
  13. Ali Arslan
    2 Ağustos 2014 - 22:19
    Cevapla
    • Usluer Yazar
      2 Ağustos 2014 - 22:23
      Cevapla
  14. Aslan
    7 Ocak 2015 - 21:17
    Cevapla
  15. Ömer
    19 Eylül 2015 - 01:34
    Cevapla