Atatürk ve Tesbih

Tesbih

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurtarıcısı ve kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk de tesbih tutkunuydu. Tarihe ışık tutan resimlerine dikkatle bakıldığında birçoğunda elinde tesbih olduğu görülür. Tesbih konusunda oldukça titiz ve hevesli olan Mustafa Kemal Atatürk, tesbih konusunda da etrafındakilere faydalı bilgiler vermeyi ihmal etmezdi.

Örneğin, Kehribar Tesbih konusunda şöyle dediğini Cumhuriyet Dönemi ilk gazetecilerinden Gazeteci-Yazar Cüneyt Halgazi şöyle aktarır; Atatürk, tesbih çekmeyi çok severdi, elinden düşürmediği sarı renkli bir tesbihi vardı. Her güne özel bir tesbih taşıdığını gözlemlemiş olsam da, bu gözlemim üst üste 5 gün aynı sarı renkli tesbihi taşıdığını görünce yerle yeksan oldu. Sebebini sordum ve Atatürk şöyle cevapladı: Bu Kehribardır, Bağdat dolaylarında buna sarı kehribar derler ama bizim ustalarımız buna Sıkma kehribar derler, kehribar taşının tozunu sıkıştırarak elde edilen sıkma bir taştan oyulur. Kıymetlidir. Münihli ecnebi bir doktorun bir dergisindeki yazısında kehribarın insan sağlığına faydalı olduğunu okumuştum. Eldeki kokuyu alır ve mikroplara karşı korur.

Atatürk her konuda olduğu gibi tesbih konusunda da körü körüne bir hevese davranmazdı. Gittiği her memlekette, fırsat buldukça yeni tesbihler edinmek için gezer dolaşırdı. 1923 yılında Adana’yı ziyaret ettiğinde Taşköprü eteğinde tesbihçilik yapan bir tesbih ustası ile tanıştı. Ondan tam 9 tane tesbih aldı. Her biri bir diğerinden farklı ve kıymetliydi. “Oltu tesbih var mı?” diye özenle rica etti. Tesbih ustası elinde olanların hepsini sattığını, ancak kısa zaman sonra Oltu taşı satın alıp yeni oltu tesbihler yapacağını beyan etti.

Daha sonraları 1938 yılında tekrar Adana’ya geldi. Seyhan Nehri’nin kıyısında kahvesini yudumlarken yaverini yanına çağırdı. Taşköprü eteğindeki tesbih ustasını sordu. Vefat ettiği haberini alınca şöyle dedi; çok maharetli bir usta idi. Ondan yıllar önce tesbihler almıştım. Hemen yanı başında aldığım tesbihi çekmeye başladığımda çok kolay ve zevkli bir çekimi olduğunu söyledim. Hafiften eğilerek, Paşam, sizin geleceğinizi duyunca tesbih iplerini mumladım ki, kolay çekesiniz diye dedi. Kendisini de beni de güldürmüştü. Çok ince, naif ve mülayim bir usta idi. Allah mekânını cennet eylesin. Ustalığının dokunduğu her bir tesbih tanesi adedince ruhu şad olsun dedi.

Atatürk ve Tesbih

26 Şubat 1923, Hakkı Tarık Us’un Vakit gazetesi Atatürk’ün Eskişehir’de kendisine tesbih bakarken çekilmiş bir fotoğrafını yayınlamış: Alt yazıda “Hususi fotoğrafçımızın aldığı resim” diye bir not var.

Benzer Yazılar
Cevap Bırakın