Gidişinin Bilmem Kaçıncı Günü

Şehir olduğundan daha kalabalık geldi gözüme bugün.
Sanki bi telaş vardı, insanların yüzünde, sokaklarda.
Yada bana öyle geliyordu…
Sanki olduğundan daha yavaş hareket ediyordu yelkovan ve akrep.
Annem ilk kez bugün beş dakika daha uyumama izin verdi,tüm gece uyuduğumu sanarak.
Babam harçlığıma beş lira daha ekledi.
Ablam bugün biraz daha anlayışlıydı, kıyafetlerini kullanmam konusunda.
Gökyüzü kollarını hergün olduğundan daha çok açmıştı sanki mutluluktan uçmam için.
Bakkalcı amca sanki bugün daha fazla para kazanmıştı.
Üstelik yoldan geçen seyyar satıcı bile gelişini müjdeledi geçtiği sokaklarda.
Kuşlar senin yem atacağını bildiği için cami avlusunda iki gün önceden yerini aldı.
Belediye anons geçti tüm semte,
“O geliyor hazırlıklı olun ! ” diye.
Dediğim gibi yada bana öyle geldi,sonuçta sen geliyordun değil mi?
Tam olarak hatırlamıyorum ama iki ay olması lazım.
Evet evet iki ay önce gelmiştin en son.
Buda son gelişin olacaktı zaten, uzun bi süre tekrar gelmeni bekleyeceğim sanırım.

”Şuan aynı havayı soluyoruz”
Gelmiştin.
Yollar hazır ola geçmiş.
Hava heyecandan biraz terlemişti.
Çarşı olduğundan biraz daha kalabalık.
Ve martılar bugün biraz daha aç, dikkatini çekmek için denizde türlü türlü şekillere girme çabasındaydı.
Benimle aynı durumda olduklarını hiç bilmiyorlar.
Sense benden gözlerini ayıramıyorsun.
Bakma öyle..
Utanıyorum.
Sanırım ilk kez bu kadar uzun tutacaksın elimi..
Hadi tüm şehir kapat gözlerini!
Hani hep hayal etmiştik ya,ben elimi kalbine koyacaktım ve gerçekten seni senden alan o ritmi hissedecektim.
Şuan avucumun içinde sanki kalbin, gözlerinde gözlerime değiyor.
Ve ben bırakamıyorum ellerini, gözbebeğimi kurban ediyorum ilk kez.
Gözbebeklerime seni yerleştirerek.
Bir müddet yüzünü inceliyorum burnun, gözlerin, kaşın..
Herkezden farklıgibi.
Bi ara insan olduğundan şüphe bile ediyorum.
Daha önce hiç kimseyi bukadar güzel görmemiştim.
Genelde olurdu bi kusuru, ya beni çok sevmezdi.
Yada uzaklarda bir yerlerde vardı bi sevdiği.
Yara bandı oldum yani.
Ama şimdi karşımda fütursuz bi güzellik, ne diyeceğimi bilmiyorum.
Veya çoğu kez şaşırıyorum..
Geldiğinden beri yemek yeme seanslarım da çok değişti.
Arada bi birşeyler atıştırıyorum,okadar.
Annemde farkında tabi galiba biraz kiloda vermişim.
Evde yakalanbaç oynuyoruz desem yeridir,her neyse bu konuya nerden geldik.
Ah koca adam.
İyiki geldin…
Bi kaç kişiye geleceğini söylemiştim, telefonum bi türlü susmadı.
” Nasıl geçti? ”
” Çok heyecanlıydın değil mi. ”
”O nasıldı ,ilk gördüğünde ne yaptı? ”
gibi sorularla doldu gelen kutum.
Kimine cevap vermedim, biliyorsun işte.
Kıskanıyorum.
Bukez diğer gelişin daha fazla kalacaktın,bense hergün ne giyeceğimin derdine düştüm.
Beynimi acaba beni nasıl beğenir sorularıyla yedim.
Oysaki olduğum gibi sevdiğini biliyordum herşeyden önemlisi sende öyleydin.
Gözlerini kısıp gülmen.
Kokunu hiç anlatmayacağım, söylemiştim tarifi imkansız bi şey..
Ve sen denize öyle bir bakardın ki, gökyüzü kıskanırdı.
Önce gözlerine bakardım sonra heyecanlanırdın ve ben seni böyle izlemeye bayılırdım.
Sanki sen küçük bir çocuğa annesi tarafından her gece okunan bi masaldın.
Ve dinlenmekten hiç bıkılmayan, her gün tekrar tekrar..
Aşık olduğum adamdın.
İyiki varsın.
Ve en güzel hediyemi almıştım sanırım annenden sonra senden.
” Yaptığım en büyük siyesetti seni sevmek..
Seni Seviyorum. ”
He unutmadan birde,
Limonatayı severdin, adisyonda en çok onun yanı işaretliydi.
Ama gidecektin.
Geçen her güzel günün sonunda yaklaşılan bir son vardı, bizi tedirgin eden.
Ve hergün olduğundan daha sıkı sarılırdık birbirimize, gidecek olma ihtimalini düşünerek.
Senin yanında zaman yoktu ve senle yürünen hiç bir yolun sonu.
Otobüsün kalkmasına bir kaç saat kalmıştı.
Otobüsler biraz daha yavaş.
Gökyüzü gözyaşlarını saklamakta zorlanıyor bugün.
Ve sen gidiyorsun…
Sırtında çantan, bir elinde sana verdiğim hediyen.
Bir elinde hüznün..
Biliyormusun sırf elindeki hüznü yüzüne sürme diye sımsıkı tuttum elini.
Son kez.
Beni üzgün hatırlama diye güldüm yanında yol boyu.
Sen gidiyordun ve en kötüsü de elimden hiç birşey gelmiyordu.
Aksine birlikte yan yana yürüdüğümüz yolda ayaklarım geri geri gidiyordu.
Gözlerini kısıp gülmeni ve düşünceli bakışlarını izledim yol boyu.
Biliyordumki, içimizdeki hüzün bile aynıydı bizim.
Otogara gelmiştik ve bineceğin otobüsün hemen kalkacağının haberini veriyordu, otobüs muavini.
Benimse kulağıma çok sesli bi sela gibi geliyordu bu haber.
Alalacele alınan biletler ve son kez gözlerine bakacak olmam
Nekadar kötü!
Kulağıma söylediklerini tam hatırlamıyorum ama sende durumun farkındaydın.
Çok ağlamayacaktım, yani sana öyle söylemiştim.
Birde yol boyu aklının bende kalmasını istemiyordum..
Bindiğin otobüs nekadar da hızlı gitti.
El salladığını görebildim kaşla gözyaşı arası sadece.
Giderken çantandan tişörtünü ve parfümünü aldım
Sarılıp biraz kokunu duymak için.
Kızma bana lütfen.
Gittiğinden beri çarşıyada inmiyorum.
Bi kaç arkadaş çağırdı ama seninle geçtiğimiz yollardan bu kez tek başıma geçemezdim.
Birlikte oturduğumuz kafeye uğramadım bile.
Tekrar geldiğinde birlikte gideriz.

Gidişinin bilmem kaçıncı günü,
Oralarda kendine çok iyi bak olur mu?
Balkon çok soğuk olursa, hemen sarıl bana.
Seni çok seviyorum

Hoşçakal sevgilim..

Tuba Gündoğan

Benzer Yazılar
Cevap Bırakın

Yorum ( 4 )
  1. Çağrı Mustafa ALKAN
    3 Kasım 2011 - 02:20
    Cevapla
  2. kulturelbellek
    5 Kasım 2011 - 04:22
    Cevapla
    • Tuba Yazar
      5 Kasım 2011 - 11:50
      Cevapla
  3. kulturelbellek
    5 Kasım 2011 - 14:00
    Cevapla