İhanetin Senfonisi

Siz bayım!
Evet evet size söylüyorum.
Merak etmeyin vaktinizi çok fazla almayacağım.
Sadece birkaç soru ve birkaç yanıt
Ayakta kaldınız, buyrun
Arzu edersiniz ben kalbimi açayım,
Siz yine üzerine oturun!
Herneyse söyleyeceğim çok şey var,
Uzun lafın kısasından başlıyorum?

Dokunmadığınız kaç yanım kaldı daha?
Ben sayamadım…
Yada açıp, “birine bakmıştım, pardon” dediğiniz
Ardından hayatın suratına çarptığınız kaç kapı?
Merak ediyorum, acaba daha kaç kez öldüreceksiniz “sol” yanımı?
Tekrar sağolun benden canlı bir ceset yarattınız!

Siz bayım!
Kapı eşiğinde bıraktınız kahkahaları,
Önceki gecelerden kalma fırtınalarla girdiniz içeri…
Poyrazlar sert esiyordu Kuzey Doğu’dan ve bir rüzgar inatla zorluyordu pencereyi.
İçinizdeki fırtınaları dışarı salmaktı fikrim
Aşk’ı unutmanın tam vaktidir şimdi! dediniz ve gittiniz.
Dokunulmazdınız,dokunmazdınız!

Gittiniz bayım!
Ardından ağır baş ağrılı geceler bıraktınız ve Haliç’i dolduracak kadar gözyaşı…

Siz bayım siz!
Sabah gözlerinizi açtığınızda
Sevdiğinizle değil!
Tanımadığınız bir sülietle karşılaşacaksınız…
Bir önceki geceyi hatırlamaya çalışacaksınız önce, hayal meyal birşeyler gelecek aklınıza.
Ve dağılacaksınız odanın dağınıklığına bakıp.
Babil’in asma bahçelerinde sallandıracaksınız kirli ruhunuzu!
Yerdeki devrilmiş kadehe pişmanlığınızı doldurup,
Sarhoş olana dek yudumlayacaksınız!
Bir bakacaksınız ki akrebi çoktan geçmiş yelkovan.

Ellerinizden iğreneceksiniz sonra,
Hani şu bana dokunduramadığınız ellerinizden!
Dokunduğunuz herşey lanet okuyacak size!
Geceden kalma eşyalarınızı giyip, kıyıya vuracaksınız kendinizi.

Durun bayım yaklaşmayın!

Ardından hafifçe çiseleyen yağmura yüzünüzü verip,
Büyüyüp irileşen damlalardan kaçacağınıza, onlara sığınacaksınız.
Sık sık yaptığınız gibi yani.
Çünkü ruha ve bedene bulaşmış kirlilikleri en iyi arıtanın yağmur olduğuna inananlardansınız.
İyiden iyiye ıslanmış bedeninize aldırmadan
Acelesiz adımlarla yürüyeceksiniz sokaklarda…

Siz siz değilsiniz artık bayım!
Tacize uğradı Aşk’ınız!
Bakir değil duygularınız?
Unuttunuz mu bayım!
Unuttunuz mu şimdi Aşk’ı?

Siz yosma bir kadının kollarında,
Karanlık bir otel odasında
Gecenin şehvetine kaptırmışken kendinizi,
Bu şehrin bir yerlerinde bir kadın ağlayacak, bardaktan boşalırcasına.
Ve mesken tutacak kendine pencere altlarını.
Elinde bir kaç fotoğraf, dondurulmuş an/ı/lardan kalan…
Ağzındaysa tembel bir türkü.
Yoksa bu türkü…
Bu türkü sizin mi bayım?

Ah bayım Ah!

Ah’larımıda yutuyorum artık
Avaz avaz susuyorum.
Sessiz çığlıklar atıyorum kendime…

Ama durun bayım!
Önce şu hayatımı bitireyimde
Öyle kalkıp ayakta alkışlayayım sizi.

“Kalpsiz” mi?

Haklısınız sanırım…
Sokağa çıkmaya korkuyorum şimdilerde,
Sanki birileri arkamdan bağıracak
“Sen kalpsizsin” diye.
Evet kalp’siz’im.
Ben siz’sizim bayım…
Ne çabukta unuttunuz asıl Kalp sizdiniz…

Şiir: Tuba Gündoğan

Benzer Yazılar
Cevap Bırakın