Kahraman Tazeoğlu – Her Şey Geçmişte Kalıyor Ama Hiçbir Şey Geçmiyor

“her şey geçmişte kalıyor ama hiçbir şey geçmiyor”

Geçmişin önünüze serdiği patika yollar uzadıkça, geleceğin geniş caddeleri kısalır.
Her şeyin geçmişte kalıp, hiçbir şeyin geçmemesi, bugüne başat bir dünü yaşamaktır. Görebildiğin ama dokun…amadığındır. Geçmişin hakkını vermek, ona eskidiği yerde sahip çıkmakla başlar. Geç bir “miş” eklenmiş geçmiş, geçmiş olmaktan uzak, hayal olmaya yüz tutmuş bir geçmiştir. Geçmişle yüzleşmelere yüz sürme cesaretiyle yaşayan insanların da geçmişi bir geçmiştir; bu cesareti takınmaktan korkanların, kaçanların yüzsüzleşme sığlığının adı da… (onların geçmişi hesabı hep “şimdi”ye ödetir)

İyi-kötü, bir zamanki ihtimallerin, nasıl da artık birer hatıraya dönüştüğüne şaşarak bakarsınız… her kötünün iyi bir geçmişi yada her iyinin kötü bir geçmişi olabilir. O geçmiş ki sahip olunan “tek şey”, kaybedildiğinde ise “her şey”dir… Kimi insan, geçmişle geçememişi birbirine karıştırır. Halbuki, geçen iz bırakır, geçemeyen yara… bir de geçmişten geçemeyenler vardır. İçinden, kıymık gibi batanları ayıklayıp, pamuk gibi saranları yaşar… hala ve ısrarla. Oysa hayat, karla karışık yağan bir yağmurdan sadece yağmuru sahiplenmek değildir. Çünkü; doğru bir mevsimin doğru bir yağışından kendine sadece yağmurlar peydahlayanlar, görmezden geldikleri karların yakıcı soğuğunda geç kalmış sezaryen pişmanlıklar doğururken ölürler. Sahipli bir geçmişe sahip sanırken kendilerini, bilmezler geçmişlerini ne kadar piçleştirdiklerini. Bugününün ırzına geçenlerdir onlar. O yüzden hep dünde yaşarlar.

Geçmişle birlikte, geçmişe rağmen yaşamaktır aslolan. Çünkü bunu böyle yaşayanlar tecrübe denen yaşanmışlıkların tüm referanslarının, geçmişteki acılardan alındığını bilir… geçmiş geçerken hiçbir şey söylemez. Çünkü o an yaşadığın “şimdi”dir. Ve “şimdi” geçmişe bakabileceğin tek kapı aralığıdır. “sonra”lar gelmemiştir daha. Ve eğer şimdinin kapı aralığından geçmişe “doğru” bakarsan, geleceğin nasıl geleceğini de görebilirsin.

Hayata karşı taktığın maskelerle dolaşırken çok yüzlülüklerde, sana hiçbir ses “içimdeki boşluğa düş, ben tutarım seni” demedikçe ve sen hep o boşluklarda yaşamanın utancıyla kendine yalanlar aradıkça, utançların ve övünçlerin, senin geçmişinde kol kola yaşayacaklar hep… çünkü onlar; kendi boşluklarından birbirlerini doğurmuştur. Bir geçit törenine bakar gibi izlersin uygun adım giden “keşke”lerinle “iyi ki”lerini… “eyvallah” deyip vazgeçmez ve geçmişin geçmezliğinde nasıl yaşayacağını öğrenirsen; daha kısa susarsın kendine… geçmiş dediğimiz her şey yaşadığımız ânı var eder durur, ağlatarak veya güldürerek… çünkü her şey geçmişte kalır ama hiçbir şey geçmez… yada geçer… ama gitmez… geçmiş deyip geçme! Ki zaten onu hiç geçemeyeceksin. Geçmiş diyeceğin şeyleri de gelecekte yürüyeceğin yollar belirlemeyecek mi?

Not: bugünü hak ettiğinden fazla seversen, “bugün” mazide kaldığında, sende hep onunla “orada” yaşarsın.

Benzer Yazılar
Cevap Bırakın

Yorum ( 2 )
  1. Tuba
    3 Mart 2011 - 18:01
    Cevapla
    • Emrah
      13 Kasım 2016 - 15:13
      Cevapla