Merve’de Bir Ömürlük İnziva

Safa Dağı’nın eteklerine serdim sözcüklerimi. Merve’den in gel oku tek tek…

Bir pazar günü hayranı olduğum bir yazarın kentime geleceği mutluluğu ile uyanmıştım. Daha önceden gelmesi bekleniyordu fakat bazı sebeplerden dolayı ertelenmişti. Her pazar gününden sonra yeni bir haftaya başlayacağımı bilmek moralimi bozardı her zaman. Bu sefer öyle olmamıştı. Nede olsa imzalanacak sekiz kitabım vardı.

Midemdeki boşluğu birkaç dilim ekmek ve bir bardak çay ile doldurdum. Dersaneye dahi gitmeyi düşünmüyordum. Gitmedim de. Saat ikide imza başlayacaktı. Daha erken gitmem gerekiyordu. Kendi yazdıklarımda örnek aldığım bir yazarı görmek inanılmaz bir heyecan yaratmıştı.

Biran önce otobüse bindim. Tek bir sigara bile içmedim. Sigarıyı dahi unutmuştum. İki saat önceden imzanın başlayacağı yere gelmiştim. Çok fazla kalabalık olmamasına rağmen saat ikiye yaklaştıkça ilk üç katın dolduğunu görmemek elde değildi.

Saat iki olmuştu. Evet yazar işte oradaydı. İmza için yerine geçmiş bizleri bekliyordu. O kadar kalabalık arasından sıyrılıp sıraya geçmek dahi büyük bir başarıydı. Yavaş yavaş ilerledikçe sıra daha da sıkışıyordu. Amacım kitapları en son imzalatmak olsa da yazarı erkenden görmek istiyordum. O sırada önümde sıra bekleyen bir kız dikkatimi çekti. Gülümsemesi hoşuma gitmiş olacak ki orada tanışmak istedim. En azından hayranı olduğum yazarın başka bir hayranını tanımak sevindirirdi beni. O sırada herkesle konuşabilirdim. Konuşuyordum da. Ama onunla konuşamamıştım. Sadece arada gülümsemelerini seyrediyor ve bende gülümsüyordum. Daha sonra bir şekilde yazarın yanına gitme fırsatı buldum sıradan ayrılarak. Hem yazarı daha yakından görecek hemde gülümsemesi benide gülümseten kızın yazarla konuşmalarını daha yakından duyabilecektim.

Çok fazla kişi ile konuştum orada. Fakat birşeyi çok merak ediyordum. Güldüğünde yüzünde güneş doğan kızın adı neydi? Altı saat süren imzanın yoruculuğu ile eve kendimi zor attım. Uyumaktı tek isteğim.

Yatağa yatar yatmaz düşüncelerim beynimden dışarı çıkacak kadar hareketlenmişti. Bir günde iki heyecan çok fazla gelmişti galiba bana. Konuşmalıydım belkide orada. En azından ismini öğrenseydim…

Ertesi sabah ilk işim sosyal paylaşım sitesinden o kızı aramak oldu. Bulmam imkansızda olsa aramalıydım. İmza gününe yanında bir arkadaşı ile gelmişti. İlk olarak ona ulaşmam gerekiyordu. Ve ulaşmıştım. Ardından o kız. İsminin Merve olduğunu öğrendim. Arkadaşlık isteğimi kabul etmiş olması benim için belki çok şey değiştirirdi. Ya da onun için hiçbirşey. Zorda olsa bulmuştum ama. Savaşta zafer elde etmiş bir ülkenin bayrağı gibi dalgalanıyordu gözlerimde resmi.

Konuşmaya karar vermiştim. Hiç yoktan tanışmış olurdum. Merhabalaştıktan sonra yazar hakkında konuştuk bir süre. İki arkadaş gibi konuşuyorduk artık. Ona karşı bir beğenim yok diyemezdim. Hoşlanmıştım açıkçası. O bunu bilmeli miydi peki?

Aradan birkaç hafta geçmişti. Çok sık olmasada arada konuşuyorduk. Genellikle ilk selam veren ben olduğum için bi süreden sonra rahatsız etmekten korkuyordum. Bu yüzden pek bişey yazmadım ileriki günlerde. Ama bir şekilde ondan hoşlandığımı belli etmeliydim. Ve en iyi yapabileceğim şeyi yapmaya karar verdim. Birşeyler yazacaktım ona dair. Bir öykü yazmaya karar verdim. İçerisinde onun olduğu bir öykü. İsmi bile hazırdı. “Merve’de Bir Ömürlük İnziva”

Onunla buluşmak istemiştim. Hem öyküm için iyi olurdu hem de o gülüşünü bedenime biraz daha hapsetmeliydim. İlk hafta şehir dışına gideceği için buluşamadık ikinci haftada izin alamadığı için. Buluşma işi yatmıştı. Ben öyküyü çoktan yazmaya başlamıştım ve uzun süredir onunla konuşmuyorduk. Bu öyküden onunda haberi olacaktı.

Sonunda öykümü bitirmiştim. Sıra öyküyü ona okutmaya gelmişti. Bilgisayara geçtiğimde merhaba yazdığını gördüm. Ben yazmadan o yazmıştı ve benim için çok iyi olacaktı bu. Bir şekilde konuyu öyküye getirir ve okuttururdum. Aradan onbeş dakika kadar geçtikten sonra biriyle çıkmaya başladığını söyledi. O anda ne öykü nede başka birşey geldi aklıma. İşim olduğunu söyleyerek çıktım. En zor zamanlarımda en azından sigaramın benimle olduğunu bilmek kadar güzel birşey yoktu.

O günden sonra hiç konuşmadım onunla. Ve öyküden geriye kalan tek bir cümle oldu. “Safa Dağı’nın eteklerine serdim sözcüklerimi. Merve’den in gel oku tek tek…”

İsmail Usluer

Benzer Yazılar
Cevap Bırakın

Yorum ( 4 )
  1. Nurçin
    28 Haziran 2011 - 20:42
    Cevapla
    • Usluer Yazar
      28 Haziran 2011 - 21:31
      Cevapla
  2. Nurçin
    28 Haziran 2011 - 21:39
    Cevapla
    • Usluer Yazar
      29 Haziran 2011 - 09:29
      Cevapla