Neden benim aşk(lar)ım vektörel olmadı?

Biraz önce çalışmayı bıraktığım fizik dersinin etkisinde çok fazla kalmış olmalıyım ki, konuyu vektörlerden aşka bağladım. Birazda Haluk Levent etki gösterdi sanırım. Kitabın ilk sayfasıydı. Vektörler diye başlıyordu ve devam ediyordu; doğrultusu, şiddeti ve yönü olan büyüklüklerdir. Peki benim aşk(lar)ım neden bir vektörel büyüklük olmadı? Ya doğrultusunu ayarlayamadım ya da yönünü. En önemlisi şiddetini fazla kaçırdım sanırım aşkın. Sabit hızla gitmesi gerekirken ben verdim gazı.

6 ay önce aşka sitemimi bildirmek için açmıştım bu siteyi. Şimdi ise aşk bana sitemini bildiriyor. Elimde oynatıyorum aşkı. Canım sıkılınca bir bahane buluyorum ve vur götüne rahvan gitsin. Öyle bir güzel ayarlamaya başladım ki aşkın şiddetini, aşk karşımda striptiz yapmaya başladı. Korkuyor benden. Ben hangi yönde gidersem oda o yönde takip ediyor zaten beni. Yani istediğimi yaptırıyorum artık.

Yalana gerek yok. Kimi zamanda beraber ağlıyoruz. Ne kadar kontrol bende olsa da şerefsiz bazen iyi ağlatıyor. Uçurumun kenarından beni çeviren de o hani. Ben ne kadar kötü davransam da beni azrailin koynuna bırakmayacak kadar seviyor. Biliyor çünkü ben azrailin koynuna düştükten sonra onunla ilgilenecek biri olmayacağını. Gariptir ki azraili çağırıyor kimi zaman. Dördüncü olmadan bir okey dönüyoruz. Yalvarıyor azraile bunu da götür giderken diye. Bu sefer de azrail götürmüyor.

İnançsız bir şekilde seviyor beni aşk. Taparcasına. Sanki tek ilah benim karşısındaki. Ne zaman bir etkileyici şarkı açsam yanımda beliriveriyor. Tutuyor elimden beni çıkarıyoruz dışarı. Buz gibi havada el ele koşuyoruz aşkla. Üşümek mi? Elleri yetiyor ama belli etmiyorum tabi götü kalkmasın diye. Dedim ya öyle bir güzel ayarlıyorum ki aşkın şiddetini usta bir aşçının en zor yemeğin kıvamını tutturması gibi.

Onunda canı sıkılıyor bazen. İçelim mi bu gece ağlarız beraber diyor. Kıramıyorum ne yapayım. İlk kadeh bitiyor, ikinci, üçüncü… Derken zil zurna sarhoş olmuşuz. Ve başlıyoruz ağlamaya. Ağlanacak sebep mi yok sanki. Çalan bir arabesk parça olsun yeter. “Bir bağbozumuydu gidişin…” dedi mi radyo biz hüngür hüngür yerlerde… Sabaha doğru saat 5’de sızıp kalıyoruz. Kalktığımda ise ne aşk var yanımda ne meşk. Sadece baş ağrısı ve geceden kalma mezeler. Yine yapacağını yapıyor yani. Tek bırakıyor beni.

Arada tolerans tanıyorum az da olsa. Ama aldım ipleri elime. Belasını sikiyorum aşkın.

Benzer Yazılar
Cevap Bırakın