Onsuz Son’suzluğa

Bir sabah her şeyi bırakıp gitmek üzere hazırlandı.
Çıkmadan önce son kez baktı komidinin aynasına.
Bir elinde aklında neyi var neyi yoksa sıkıştırdığı bavulu bir elinde yıllardır giymekten hiç sıkılmadığı ceketi.
Bir iki adım daha attı
‘’Bitti ha.. Buraya kadarmış…’’ dedi.
Odasına uzandı sonkez.
Son kez yastığının kokusunu çekti içine kadar.
Son bir kez daha dokundu kıyafetlerine…
Geçerken yatağın yanında duran kol düğmelerini düşürdü yanlışlıkla.
Aldırmadı.
Kucak dolusu sevgiler bıraktı askıdaki paltosunun ceplerine.
Kitaplarını kontrol etti.
Olurda belki sayfalar arasında kalan notlarına rastlar diye.
Oysa ki evin her yanında notlar vardı hayattan kısa kısa.
Aldığı her kalemde ilk onun ismini denemişti kağıtlarda
Bir kaç damla daha düştü halıya.
Resimlerine baktı defalarca, resimlerde ona.
Son bir not daha yapıştırdı buzdolabı üzerindeki notların arasına.
”Çok sevdim seni, çok… Kendine iyi bak ömrüm.”
Hızlı adımlarla geldi kapı eşiğine kadar.
Ayakkabılarını geçirdi öylesine ayağına çabucak, koşmaya başladı merdivenlerden aşağıya
Koşmaya başladı,  alabildiğine ilerisine bakmadan ölçüp biçmeden bi adım gerisini
Birden yerde buldu kendini,  takılıp düşmüştü bağlamadığı ayakkabı bağcıklarına
Birkaç damla daha düştü, kaldırıma.
Son bir hamleyle yüklendi yalnızlığını omuzlarına.
Halbuki yanından geçen herkes ona bakıyordu.
Aldırmadı.
Yürümeye gücü kalmamıştı ama koşabilirdi.
Nereye varacağını bilmeden…
Bavulu ağırlık yapmaya başlamıştı.
Bulunduğu sokaktan geçen bir eskiciye elini kaldırdı,
”Dur eskimiş geleceğini satacak var” dercesine
Elinde kalan hayallerinide uzattı eskiciye.
Birkaç umut verdi eskici karşılığında
İkinci el bir kaç kelime.
Düşündü bunları nereye koysam diye ama aklında yer kalmamıştı.
Doldurdu ceketinin ceplerini.
Acımadı kirlenir diye, zaten çokta yeni değildi.
Aslında az çok planlamıştı nereye gideceğini ama ayakları engel oluyordu bir kez daha planlarına.
Bu yoldan nereye sapacaktı?
Kime derdini nasıl anlatacaktı?
Hiç bir fikri yoktu.
”Heralde bir sigara içecek kadar zamanım vardır.” deyip yanından geçtiği
Hatta hergün milyonlarca insanın yanından geçtiği bir bankı kestirdi gözüne
Hem oradan bakınca boğazda gözüküyordu
Kendini şanslı hissetti bu yüzden.
Elini attı ceketinin cebine, sigara paketini aradı
Aklına sığdıramadıkları yüzünden bulamadı onuda.
Ağırlık olmaya başlamıştı cebindekiler çıkardı onlarıda koydu bankın üzerine.
Hemen ardından bir kaç kuş geldi yanına
Parmaklarını deydirdi önce kanatlarına sonra diline.
Daha özgür konuşabilmek için, yani
”Bitti” diye bağırdığında karşı çıkabilsin diye.
Sonra düşündü…
Çoktan demişti,  çok olmasada daha üzerinden bir gece geçmişti.
Alt tarafı bir gece.
Oda cevap verememişti.
Gerisi sessizlik…
Planladığı gibi son sigarasını yudumladı
Ölümüne yardım ve yataklık yapacak olan  boğazın karşısına geçip
Ciğerlerini kokusuyla değilde sigara dumanıyla tatmin etmişti son kez.
Paketi cebine koyacakken bir kağıda rastladı
Bir bilet, saat O’nu vazgeçe kalkan bir tren bileti.
Deniz çevrili ütopyaya kalkan bir tren bilet.
Tam zamanıydı.
”Bırak İstanbul onlar gitsin,
Biz başbaşka kalalım” diyerek
Bıraktı kendini onsuz sonsuzluğuna…

”Çok sevdim seni çok. Kendine iyi bak ömrüm…”

Ve sokaktan geçen gazeteci bir çocuk;
”Yazıyor, yazıyor bir genç kızın intiharı yazıyor!”

Tuba Gündoğan

Benzer Yazılar
Cevap Bırakın

Yorum ( 1 )
  1. Burak Toksoy
    29 Aralık 2011 - 23:28
    Cevapla