Rabbim Vedalaşmamayı Nasip Etsin

İnsanın sevdiği ile beraber olması kadar güzel bir şey var mı ki? Hem de bir o kadar güzel olan onun şehrinde…

Tatile girmeyi fırsat bilerek ayın 18’i gece 12’de çıktım yola. O kadar özlemişim ki 8 saatlik yol bir an önce bitsin diye defalarca kez dua ettim. Git git yol bitmiyor. Uyuyum vakit çabuk geçer diyorum arkamdaki adamın kulaklığından çıkan ses yüzünden uyuyamıyorum. O bitiyor öndeki bebeğin ağlaması başlıyor bu seferde. Yani pek de rahat bir yolculuk geçmedi benim için. Neyse en sonunda İzmit Otogar’ına girebildik. Ben hayatımda o gün yorulduğum kadar yorulmadım. Tuba otogarda olduğu için otobüsten iner inmez buluştuk zaten. Sonra otobüs mü dolmuş mu henüz tanımlayamadığım bir araca binerek çarşıya gidelim dedik. Demez olaydık. Tuba Karamürsel’de ikamet ettiği için pek İzmit’i bilmiyor. Hal böyle olunca da yürü yürü nereye gittiğimiz belli değil. En sonunda o kadar eşya ile kendimizi sahile atabildik. Zor zoruna Tuba’yı ikna ettim de eşyaları bırakmaya Karamürsel’e geçtik. Ben Konya’nın havasına alıştığım için oranın havası baya bir boğuk geldi bana. Otele gidip duş alıyorum, dışarı çıkar çıkmaz anında geri terliyorum. O konuda baya bir sıkıntı çektim diyebilirim. Neyse otele eşyaları bıraktık eee şimdi ne yapacağız derken bir baktık ki yine İzmit’teyiz. Artık gezmekten ayaklarımız şişmiş. Tuba’yı da eve bıraktıktan sonra ver elini doğru sahil. :) Güzel bir nargile, karşımda deniz… Deymeyin keyfime. :) Yalnız yeni keşfettiğim al fakher tütünü gerçekten mükemmeldi.

Ertesi gün tamamen İspirli Kafe’de geçti. Çok güzel bir yer. Deniz kenarında, ferah, çay bahçesi tarzında bir yer. Son gün de malesef ki veda günüydü. Sabah saat 7’de buluşup vapur ile İzmit’e geçtik. Biraz sahilde oturduktan sonra da doğru otogara… Gece otobüse binmem sıkıntı olacağından öğlen 1’e almıştım bileti. Zaman ne çabuk geçti farkına varamadım. Hiç gelmesin dediğim o veda zamanı gelivermişti. Ne kadar kötü, ne kadar illet bir şey veda etmek. Ben kendimi ne kadar tutsam da Tuba tutamadı haliyle, başladı ağlamaya. O an gerçekten hiç yaşanmamasını istediğim anlardan biriydi.

Neyse efendim gerçekten harika bir 3 gün geçirdim. Keşke bitmese diye defalarca kez demişimdir. Tekrar ne zaman giderim İzmit’e Allah bilir. Ama şuna inanıyorum ki Rabbim vedalaşmamak üzere birleştirecektir inşallah.

Benzer Yazılar
Cevap Bırakın

Yorum ( 23 )
  1. mustafa
    23 Haziran 2013 - 11:39
    Cevapla
    • Usluer Yazar
      23 Haziran 2013 - 11:41
      Cevapla
  2. Tahsin S
    23 Haziran 2013 - 13:01
    Cevapla
    • Usluer Yazar
      23 Haziran 2013 - 15:54
      Cevapla
  3. weBurak
    23 Haziran 2013 - 23:41
    Cevapla
    • Usluer Yazar
      24 Haziran 2013 - 10:54
      Cevapla
      • weBurak
        28 Haziran 2013 - 06:50
        Cevapla
  4. Enes Çakmak
    24 Haziran 2013 - 14:24
    Cevapla
  5. Anonim
    24 Haziran 2013 - 16:44
    Cevapla
  6. Murat Durak
    27 Haziran 2013 - 20:09
    Cevapla
  7. Derin
    30 Haziran 2013 - 15:05
    Cevapla
    • Usluer Yazar
      30 Haziran 2013 - 15:44
      Cevapla
  8. Gökenim
    1 Temmuz 2013 - 10:06
    Cevapla
    • Usluer Yazar
      1 Temmuz 2013 - 20:39
      Cevapla
  9. Ahmet KAPLAN
    3 Temmuz 2013 - 20:27
    Cevapla
    • Usluer Yazar
      4 Temmuz 2013 - 08:27
      Cevapla
  10. fatihizm
    12 Temmuz 2013 - 16:19
    Cevapla
    • Usluer Yazar
      12 Temmuz 2013 - 16:43
      Cevapla
  11. berfin
    28 Temmuz 2013 - 07:48
    Cevapla
  12. Volkan Akpınar
    13 Ağustos 2013 - 15:52
    Cevapla
    • Usluer Yazar
      13 Ağustos 2013 - 17:13
      Cevapla
      • Volkan Akpınar
        13 Ağustos 2013 - 17:18
        Cevapla
  13. yetersizherif
    1 Kasım 2013 - 18:52
    Cevapla