Sabaha Karşı 03:43

Başlığı attığımda saat 03:43’tü bakalım yazı sonunda kaç olacak. Hadi başlayalım.

Malum ygs sınavını geçtiğimiz pazar atlattık. Heyecan namına hiçbir şey yoktu. Ama gelin görün ki stres öldürdü resmen beni. Aslında stres denebilir mi pek bilmiyorum da gelecek kaygısı desek daha iyi olur sanırım. Ya sınavda iyi bir derece yapamazsam, ye benden bekleneni veremezsem, ya aileme layık bir evlat olamazsam… Buna benzer birçok soru akla gelince haliyle gelecek kaygısı gütmek kaçınılmaz oluyor. Bu arada antidepresan da yavaş yavaş yan etkilerini göstermeye başladı. Uyutuyor mu uyutmuyor mu bilemedim ama mide bulantısı yaptığı doğru. Her neyse ne diyorduk gelecek kaygısı. Evet belki de yaşımdan dolayı olsa gerek geleceği düşünmeye başladım. Sınavdan sonra azda olsa bu telaşeyi atlattım sayılır.

Kız arkadaşımdan ayrıldım, ayrılmak zorunda kaldım. Aslında bunu niye yazıyorum onu da bilmiyorum. Kime ne benim kız arkadaşımdan ayrıldığımdan. Ama yazarak, içimdekileri dökerek rahatlıyorum ya da rahatladığımı düşünüyorum.. İnsanın güveni birkez sarsılınca kolay kolay eskisi gibi olamıyor. Eee eskisi gibi olamayınca da…

Hem ygsnin verdiği stresten hem de bu ayrılıktan sonra biraz kafa dağıtsam iyi olacak diye düşündüm. İlk aklıma Antalya’da okuyan arkadaşlarım geldi. Hem onları bir ziyaret etmiş olurum hem de birkaç gün de olsa sıkıntılarda uzaklaşırdım. Hemen lisede sınıf arkadaşım olan Arif’e söyledim. Biletleri aldı. Bugün saat 4:30 gibi bindik otobüse. Ulan 3 saatte Antalya’da oluruz diye düşünüyordum 5,5 saatte anca varabildik. Allah’tan teknoloji gelişti de televizyon var artık otobüslerde. Açtım Star Trek izledim. :) Otobüsten iner inmez zaten Antalya’daki arkadaşlarım karşıladı bizi. Sıra geldi eve gitmeye. :) Bekle babam bekle otobüs gelmedi. Hadi eve yürüyelim. Tamam yürüyelim de ev nerde? En iyisi şurdan bi köfte ekmek yaptırık yemek:) 1 saatte eve yürüdük mü. Sonunda eve gelebildik. Saat 00:10’du galiba. Arkadaş bi çay demledi, zaten muhabbet muhabbeti açtı. Öğrenci evi bir ayrı oluyor arkadaş. Hiçbir yerde bulamazsınız bu sıcaklığı. Gerçi burdakiler kesinlikle şehir dışında okumayın diyorlar. İlk 2 ay kebap sonra memleketi özlersiniz diyorlar ama sanmıyorum Konya’da okuyacağımı. Cumartesi denize gideceğiz bakalım. Konyaaltı’nı çok merak ediyordum, bakalım nasıl bir yermiş.

İkinci sigaramı da yakıyorum bu yazıyı yazarken. Çok sigara içmeye başladım. 2 günde bir paket anca içerken günde bir paket içer oldum. Bu mereti de azaltmam lazım bir an önce. Hatta bırakmam lazım.

Kaldığımız evde toplam 5 kişi kalıyor. 2 kişide biz ettik mi 7. Şu an aynı oda da 4 kişi kalıyoruz. 3’ü yattı uyudu. Bir ben ayaktayım. Sabah namazına kaldır bizi dediler. 56 dakika var daha. Onları kaldırır ben uyurum bu seferde. Öğlene kadar uyumaya hasret kalmıştım. Konya’da sağ olsun kardeşim Dilara sabahın 8’inde çıkıp geliyordu odaya. Abi kalk balıklara yem atacaz deyip uyandırıyordu. :)

Suavi’den Eleni Vitali’ye, Eleni Vitali’den Haluk Levent’e, Haluk Levent’ten de Murat Kekilli’ye geçtim. :) Şarkı dinlemeden de yazı yazılmıyor ki.

Antidepresan fazlasıyla yan etkilerini göstermeye başladı. Midemin bulantısı git gide artıyor. Namaza 51 dakika var ama bu gidişle o vakte kadar uyurum sanırım. Yatak karşıda gel artık diye bakıyor sanki bana. Sigaram bir bitsin de bakarız gidişata.

Yok yok ben şunu anladım insan yazınca kesinlikle rahatlıyor. Keşke her şeyi yazabilsem. Blogu takip eden yakınlarımın olduğunu bilmek tam anlamıyla yazmamı da engelliyor. Düşünmüyor değilim aslında anonim bir blogda yazmayı. Blogspot’dan bir blog mu açsam ki? Tumblr’da olabilir aslında. Eee o zaman bu blogun ne önemi kalacak. Al bir çelişki daha. Off off hep çelişki hep çelişki.

Gözler kapanıyor İsmail. Sigaran da bitti. Yok uyumayacağım. Evet evet uyumak yok bu gece. Son 45 dakika namaza. Biraz dinleneyim, şarkıyı değiştireyim.

Şimdi de Aşkın Nur Yengi’ye geçtim. :) Bilardo salonunda hep çalardı. İnsan birini severken başkasını sevemez, dili seviyorum dese, gönül inan sevemez. Harika ya. Biraz da oynak bir melodisi var. :)

Bu günlerde canım hiç iş güç istemiyor. Tema satımını bile durdurmayı düşünüyorum. Bir süreliğine elimi ayağımı çeksem net ortamından hiç fena olmayacak. Kafa dinlemek şart. Yoksa doğru dürüst düşünemiyorum. Her şey bir yerden ve aniden geliyor. Sonra beyin hata vermeye başlıyor. Konya’ya dönünce net ortamına ara vereyim bari. Vermem gerek. Çalışmam gereken lys sınavı var. Zaten evdeki internetim de kesildi. İnternet kafeye gitmeye de eriniyorum. Konya’ya bir döneyim de hayırlısıyla.

Namaz vakti geldi. :) Ben bizimkileri uyandırayım sonra da ben uyuyayım. :) Öne çıkarılmış görseldeki fotoğraf da Antalya otobüsüne binmeden bi 15 dakika önce çekindiğim fotoğraf.

Sabaha karşı 05:06

Benzer Yazılar
Cevap Bırakın

Yorum ( 17 )
  1. Çağrı Mustafa ALKAN
    6 Nisan 2012 - 17:02
    Cevapla
    • Usluer Yazar
      6 Nisan 2012 - 17:49
      Cevapla
  2. Çağrı Mustafa ALKAN
    6 Nisan 2012 - 18:03
    Cevapla
    • Usluer Yazar
      6 Nisan 2012 - 18:30
      Cevapla
      • Çağrı Mustafa ALKAN
        6 Nisan 2012 - 20:49
        Cevapla
  3. Nurçin
    6 Nisan 2012 - 21:06
    Cevapla
    • Usluer Yazar
      6 Nisan 2012 - 22:40
      Cevapla
      • Nazım Mert
        7 Nisan 2012 - 11:08
        Cevapla
  4. Suneph
    7 Nisan 2012 - 13:47
    Cevapla
    • Usluer Yazar
      7 Nisan 2012 - 15:48
      Cevapla
  5. Güncel blog
    9 Nisan 2012 - 02:25
    Cevapla
  6. Tayfun Erbilen
    9 Nisan 2012 - 05:51
    Cevapla
    • Serkan Sepil
      9 Nisan 2012 - 12:04
      Cevapla
  7. Emre Pirinçci
    9 Nisan 2012 - 10:48
    Cevapla
  8. Muhammed Kurum
    11 Nisan 2012 - 19:35
    Cevapla
    • Usluer Yazar
      11 Nisan 2012 - 20:37
      Cevapla
  9. deeprock2
    13 Nisan 2012 - 21:21
    Cevapla