Son Zamanlara Dair

Bu gece can sıkıntısı hat safhada. Nedendir bilmiyorum ama bu kadar uzun süredir blog okuduğumu hatırlamıyorum. Açtım önüme takip ettiğim blogları, bir bir yazılarını okudum, bir güzel de yorumladım. Aralarından blogluktan çıkmış, beti benzi atmış blogları da listemden çıkardım tabi. Bazı bloglar için diyorum ki arkadaş şu blogu onbinler takip etmeli, bir yazısına yüzlerce yorum gelmeli. Bloglar hakettikleri değeri görmediklerinde üzülüyorum açıkçası. Özellikle Twitter denen kuma başımıza peydahlandıktan sonra bloglarımızın değeri gün geçtikçe unutulmaya başlandı. Bunları diyorum demesine de tweet atmaktan da geri kalıyor muyum peki? Hayır. Buna bir çözüm bulmak lazım.

Abooo Neşet Baba nettin sen ya. Bir yaratmış Allah tüm insanları. Ne güzel de söylüyorsun be. Sen de göçüp gittin ya buralardan, sanki bizler turşusunu kuracağız buraların.

Neşet Baba’nın da dediği gibi bir yaratmış Allah tüm insanları. Nedir bu kibir? İnsanız yahu insan. Şunu idrak edebilmek için tahsilli olmaya gerek yok ki. Hz. Adem’e kibrinden dolayı secde etmeyen de şeytan değil miydi? Bazen birkaç mekanın önünden geçiyorum da ne kadar çok böyle insan var. Önyargılı da yaklaşmak istemiyorum aslında kimsenin içini bilemeyiz sonuçta. Önyargılı yaklaşmak deyince şunun farkında birkaç hafta önce vardım ki kimsenin hakkında bilip bilmeden konuşmamak gerekiyormuş. Genelde arkadaşlar arasında apaçi diye tanımladığımız tipleri fazlasıyla eleştiririz. Fakat birkaç hafta önce Konya’dayken namaz kılmak için camiye girdim. Namazımı kılıp camiden çıkarkan bir genç gözüme takıldı. Bizim apaçi diye tabir ettiğimiz tiplerde ama çok fazla aşırıya da kaçmamış hani. Üzerinde mavi bir polar vardı yanlış hatırlamıyorsam. Dışarıda görsek kesin ipsiz sapsız biri deriz ama camide namaz kıldığınu görünce şimdiye kadar çok büyük hata ettiğimi anladım. Allah affetsin.

Bugün başıma gelen bir olayı yazmak istiyorum bir de. Ev arkadaşım Yasin’i tren garından almaya giderken arkamdan gelen bir arabanın bir şeye vurduğunu duydum. Sonra yanımdan hızlıca geçti. Arkamı döner dönmez elim ayağım boşandı. Bir kedi, kafasından kanlar akıyor. Öyle mi can çekişir bir canlı. Öyle mi teslim eder ruhunu. Acıdan nerdeyse 1 metre havaya zıpladı olduğu yerde. Ben kalakaldım hala kediyi izliyorum. Allahım sen büyüksün dedim, biran önce al şu hayvanın canını da daha fazla can çekişmesin. 15-20 saniye sonra hareketsiz bir şekilde kaldı yolun ortasında. Acaba insanlar da mı böyle can çekişiyorlar Allah’ın yanına gitmeden. Düşündükçe bir tuhaf oluyorum. Bu konuyu daha fazla irdelemeden başka bir konuya geçeyim yoksa bu gece uyuyamayacağım.

Şimdilik okulla pek bir sıkıntım yok. Aksine ilk seneye göre daha eğlenceli geliyor okul. İlk sene kültür derslerinin olması ve bu derslerden aldığım düşük notlar ortalamamı aşağı çekmişti. Ama bu sene haftada sadece 5 ders alıyorum ve bu derslerde tamamen benim alanım ile ilgili. Veri Tabanı, İnternet Programcılığı, Mobil Programlara, Görsel Programlama ve Nesne Tabanlı Programlama. Özellikle Mobil Programlama dersi benim için çok iyi oldu. Bir haftadır Android uygulama geliştirme üzerine çalışıyorum ve bu alanda şimdiden ufak tefek bir şeyler yapmaya başladım. Zaten programlama konusunda temel olduğu için çok zorlanmadım. Sadece Java’nın zorluğu ve Eclipse’nin hantallığı biraz işimi zorlaştırdı. O da Visual Studio’ya alıştığımdan olsa gerek. Birkaç haftaya kadar da ilk uygulamamı yazıp Google Play’de paylaşıma açarım inşallah.

Bu arada Konya’yı çok fazla özledim. Bundan sonra Konya’yı sevmiyorum, ne kadar sıkıcı bir şehir dersem namerdim. Ulan taşı toprağı bile farklı ya. Karaman’dan ne kadar nefret ediyorsam Konya’yı on kat daha çok sevdim. Allah’ım sen beni o şehirden ayrılmak zorunda bırakma. Birde ailem orada olunca çok daha farklı oluyor be usta. Annemin yemeklerini, babamla Galatasaray maçı izlemeyi, Yasemin ile kavga etmeyi, küçük kız kardeşimin de abi bana gelirken danone al demesini. Ulan yaa… Daha Karaman’a geleli 2 hafta oldu ama özlüyor insan. Birde Hüseyinimi özledim. Kardeşim, can yoldaşım. Ulan bu çocukla nargile içmek bile bir farklı. Ne zaman buluşsak cebimizdeki parayı kuruşuna kadar harcıyoruz. Yoksa rahat edemiyoruz. Batıyor para bize. Zaten kefenin cebi mi var be Hüseyin?

Sigarayı bırakalı da 4 ayı geçkin bir süre oldu sanırım. Hiç tahmin etmiyordum bu kadar kararlı ve istekli olacağımı ama insan isteyince üstesinden gelemeyeceği şey yokmuş. Şu yazımdan sonra da kolayı bir daha içmemek üzere bırakıyorum. Birden böyle bir karar verdim. İyi ettim sanki.

Tekrar söylüyorum; iblisler daha iyi, insanlar kafayı yemiş. Bu paragrafa yapılabilecek en güzel girişi yaptığımı düşünüyorum. Eğer bu paragrafta ne yazacağımı tahmin etmişseniz benden size koca bir alkış. Tabiki Supernatural’den bahsediyorum. Hastası olduğum bir dizi. Adamlar zerre korku yok. Her türlü şeytanla başa çıkabiliyorlar. Baba mesleği zaten. İşin tüm inceliklerini biliyorlar. Hele o Castiel yok mu, kankam benim ya. 8. sezonun son bölümlerindeyim. Sezon bittikten sonra 9. sezonu bekleyeceğim artık. En zoruma gideni de her hafta 1 bölüm izlemek olacak. Aynı şey The Walking Dead için de geçerli tabi. Yahu biz Türkler neden dizi ve film sektöründe bilmem kaç yıl geriden gidiyoruz. Kızmadan edemiyorum.

Artık ben de gözlüklü bilgisayarcılar kervanına katıldım. Okullar açılmadan doktora gideyim dedim gözleri kontrol ettirmek için. Neyse usta doktor birkaç makineden baktı gözlerime. Sonra bir makinenin arkasından karşıda yazan harfleri oku dedi ulan karşıda harf yok ki bulut var. 3 tane alt alta bulut. Birde bana harfleri oku diyor. Yavaş yavaş görüntü netleşmeye başlayınca anladım ki doktorun günahını almışım. Sonra demesin mi hem astigmat hem miyop var sende diye. Allah’dan yüksek dereceli değilmiş. Gözlük verdi artık.

Neyse usta saat 4’ü geçmiş. Ayaklarım da üşümeye başladı zaten. Şu usta kelimesi de dilime pelesenk oldu. Sevdim ama. Bundan sonra yazılarımda bolca kullanırım. Bu blogda bu kadar uzun bir yazıya alışkın değil zaten. 1100 küsür kelime olmuş. Belki de 3 yıldır ilk kez bu kadar uzun bir yazı yazdım. 01:20’den beri yazıyorum ve saat 04:20. 3 saatte bir yazı. Düşünün blogcuların halini.

Belki Supernatural’den 1-2 bölüm izler uyurum. Belki direk uyurum. Şuan için bir fikrim yok. Ama buraya kadar okuduysanız helal olsun. Hadi selamün aleyküm, Allah’a emanet.

Benzer Yazılar
Cevap Bırakın

Yorum ( 20 )
  1. Cagri Mustafa Alkan
    2 Ekim 2013 - 11:12
    Cevapla
    • Usluer Yazar
      2 Ekim 2013 - 11:26
      Cevapla
  2. Hüseyin Tekin
    2 Ekim 2013 - 12:35
    Cevapla
    • Usluer Yazar
      2 Ekim 2013 - 13:05
      Cevapla
  3. Mehmet CABAR
    2 Ekim 2013 - 12:39
    Cevapla
    • Usluer Yazar
      2 Ekim 2013 - 13:08
      Cevapla
  4. selimatalay
    2 Ekim 2013 - 12:55
    Cevapla
    • Usluer Yazar
      2 Ekim 2013 - 13:09
      Cevapla
  5. yetersiz terbiye
    2 Ekim 2013 - 14:44
    Cevapla
  6. Onur Kınay
    2 Ekim 2013 - 19:40
    Cevapla
  7. Meriç Gerçeker
    2 Ekim 2013 - 22:09
    Cevapla
  8. Veli
    4 Ekim 2013 - 22:40
    Cevapla
  9. İbrahim
    7 Ekim 2013 - 18:24
    Cevapla
    • Usluer Yazar
      7 Ekim 2013 - 23:18
      Cevapla
      • İbrahim
        9 Ekim 2013 - 14:10
        Cevapla
  10. Mehmet Gümüş
    7 Ekim 2013 - 21:41
    Cevapla
  11. Baran Ulutuna
    11 Ekim 2013 - 22:00
    Cevapla
  12. Ares
    12 Ekim 2013 - 14:52
    Cevapla
    • Usluer Yazar
      12 Ekim 2013 - 15:36
      Cevapla
      • Ares
        12 Ekim 2013 - 16:06
        Cevapla